Haber Detayı

Türkiye Ar-Ge yatırımlarını ne ürüne, ne de ihracata dönüştürebiliyor


Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesinde yapılan bir çalışmada, Türkiye’nin son dönemde Ar-Ge yatırımlarını artırsa da henüz bunu ihracata ve buluşların ticarileşmesine aktaramadığı belirtildi.

MEHMET KAYA

ANKARA - Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesinde, Sanayi ve Teknoloji uzmanı Ayşe Yamak tarafından yapılan bir çalışmada, Ar-Ge harcamaları ile patent başvuruları arasında doğrusal bir ilişki olduğu, aynı ilişkinin Ar-Ge harcaması ile yüksek teknolojili ürün ihracatında da bulunduğu belirtildi.

Çalışma kapsamında, 2005-2014 yıllarını kapsayan dönemde 42 ülkenin Ar-Ge harcamaları, patent başvuruları ve yüksek teknolojili ürün ihracatı bu ilişki kapsamında incelendi. Türkiye, her iki durumda da araştırmaya konu ülke gruplarının ortalamasının çok altında kaldı. Çalışmada, Türkiye’nin birim Ar- Ge harcamasına karşılık ortalamanın altında sayıda patent başvurusu yaptığı, yine birim Ar-Ge harcamasına karşılık yüksek teknolojili ürün ihracatının daha düşük oranda gerçekleştiği belirtildi.

Dar kapsamlı bir gruplamayla yapılan karşılaştırmada da Türkiye’nin İsrail ve Singapur kadar Ar- Ge yatırımı yapsa da hem patent sayısında, hem de yüksek teknolojili ürün ihracatı oranında bu iki ülkenin altında kaldığı belirlendi. Singapur, 2005-2014 arasında ortalama yıllık 7.4 milyar dolarlık Ar-Ge harcamasına karşılık, yıllık ortalama 9 bin 543 patent başvurusu gerçekleştirdi. Yüksek teknolojili ürün ihracatı da Türkiye’nin çok üstünde yer aldı. Polonya, Türkiye’den daha düşük miktarda Ar-Ge harcaması yapsa da hem yüksek teknolojili ürün ihracatında, hem de patent başvuru sayısında Türkiye’nin üstünde yer buldu.

Lisans alan patent sayısı yıllık 4 adedin üstüne çıkmıyor

Çalışmada, kamuoyuna açık olmayan bir veri de paylaşıldı. Buna göre, Türkiye’de alınan patentlerin ticarileşmesi anlamına gelen lisans alma sayısının çok düşük kaldığı gözlendi. Buna göre, Ar-Ge yatırımlarının hızla artmaya başladığı 2011 yılından sonra, 2015’e kadar “lisanslanan yerli patent sayısı” yıllık 4 adetin üstüne hiç çıkmadı. 2015 yılında da sadece 1 patent lisanslandı.

Türkiye’nin ekonomik olarak büyümesine karşılık, ihracatındaki katma değer ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracat içindeki payının da sınırlı geliştiği bilgisi çalışmada yer buldu. Buna göre, 1990 yılında sanayinin katma değer üretiminde dünyada 21. sırada bulunan Türkiye, 2000’de 23. sıraya geriledi. 2010’da tekrar 21. sıraya gelen Türkiye, 2014’te 19. sıraya yükseldi.

Düşük teknolojili ürünlere yönelik Ar-Ge yapılıyor

Çalışmada, Türkiye’nin Ar-Ge yatırımlarının yeterince faydaya dönüşmemesinde, düşük ve orta düzey teknolojili alanlarda çalışma yapılması, bu alanda daha iyi koordinasyon ve seçiciliğin öne çıkması gerektiği vurgulandı. Çalışmada, “Patent başvurularının ağırlıklı olarak yüksek teknoloji yerine düşük teknoloji gerektiren sektörlerde oluştuğu gözlenmektedir. Ar-Ge harcamalarında özel sektörün payının artırılmasının patent başvuru alanlarının niteliğinin geliştirilmesine katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir. Diğer taraftan Uzak Doğu ülkelerindeki uygulamalara benzer şekilde sanayide tersine mühendislik, bir nevi yaparak öğrenme, uygulamalarının geliştirilmesinin beşeri sermayenin artırılmasına katkı sağlayarak patent başvurularının niteliklerinde de artış yaratabileceği düşünülmektedir” denildi. Ayrıca, orta teknolojili alanlarda zorunlu yerli alıma yönelik destek programının da patent niteliğinin yükselmesine katkı verebileceği vurgulandı.



Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesinde yapılan bir çalışmada, Türkiye’nin son dönemde Ar-Ge yatırımlarını artırsa da henüz bunu ihracata ve buluşların ticarileşmesine aktaramadığı belirtildi.

MEHMET KAYA

ANKARA - Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesinde, Sanayi ve Teknoloji uzmanı Ayşe Yamak tarafından yapılan bir çalışmada, Ar-Ge harcamaları ile patent başvuruları arasında doğrusal bir ilişki olduğu, aynı ilişkinin Ar-Ge harcaması ile yüksek teknolojili ürün ihracatında da bulunduğu belirtildi.

Çalışma kapsamında, 2005-2014 yıllarını kapsayan dönemde 42 ülkenin Ar-Ge harcamaları, patent başvuruları ve yüksek teknolojili ürün ihracatı bu ilişki kapsamında incelendi. Türkiye, her iki durumda da araştırmaya konu ülke gruplarının ortalamasının çok altında kaldı. Çalışmada, Türkiye’nin birim Ar- Ge harcamasına karşılık ortalamanın altında sayıda patent başvurusu yaptığı, yine birim Ar-Ge harcamasına karşılık yüksek teknolojili ürün ihracatının daha düşük oranda gerçekleştiği belirtildi.

Dar kapsamlı bir gruplamayla yapılan karşılaştırmada da Türkiye’nin İsrail ve Singapur kadar Ar- Ge yatırımı yapsa da hem patent sayısında, hem de yüksek teknolojili ürün ihracatı oranında bu iki ülkenin altında kaldığı belirlendi. Singapur, 2005-2014 arasında ortalama yıllık 7.4 milyar dolarlık Ar-Ge harcamasına karşılık, yıllık ortalama 9 bin 543 patent başvurusu gerçekleştirdi. Yüksek teknolojili ürün ihracatı da Türkiye’nin çok üstünde yer aldı. Polonya, Türkiye’den daha düşük miktarda Ar-Ge harcaması yapsa da hem yüksek teknolojili ürün ihracatında, hem de patent başvuru sayısında Türkiye’nin üstünde yer buldu.

Lisans alan patent sayısı yıllık 4 adedin üstüne çıkmıyor

Çalışmada, kamuoyuna açık olmayan bir veri de paylaşıldı. Buna göre, Türkiye’de alınan patentlerin ticarileşmesi anlamına gelen lisans alma sayısının çok düşük kaldığı gözlendi. Buna göre, Ar-Ge yatırımlarının hızla artmaya başladığı 2011 yılından sonra, 2015’e kadar “lisanslanan yerli patent sayısı” yıllık 4 adetin üstüne hiç çıkmadı. 2015 yılında da sadece 1 patent lisanslandı.

Türkiye’nin ekonomik olarak büyümesine karşılık, ihracatındaki katma değer ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracat içindeki payının da sınırlı geliştiği bilgisi çalışmada yer buldu. Buna göre, 1990 yılında sanayinin katma değer üretiminde dünyada 21. sırada bulunan Türkiye, 2000’de 23. sıraya geriledi. 2010’da tekrar 21. sıraya gelen Türkiye, 2014’te 19. sıraya yükseldi.

Düşük teknolojili ürünlere yönelik Ar-Ge yapılıyor

Çalışmada, Türkiye’nin Ar-Ge yatırımlarının yeterince faydaya dönüşmemesinde, düşük ve orta düzey teknolojili alanlarda çalışma yapılması, bu alanda daha iyi koordinasyon ve seçiciliğin öne çıkması gerektiği vurgulandı. Çalışmada, “Patent başvurularının ağırlıklı olarak yüksek teknoloji yerine düşük teknoloji gerektiren sektörlerde oluştuğu gözlenmektedir. Ar-Ge harcamalarında özel sektörün payının artırılmasının patent başvuru alanlarının niteliğinin geliştirilmesine katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir. Diğer taraftan Uzak Doğu ülkelerindeki uygulamalara benzer şekilde sanayide tersine mühendislik, bir nevi yaparak öğrenme, uygulamalarının geliştirilmesinin beşeri sermayenin artırılmasına katkı sağlayarak patent başvurularının niteliklerinde de artış yaratabileceği düşünülmektedir” denildi. Ayrıca, orta teknolojili alanlarda zorunlu yerli alıma yönelik destek programının da patent niteliğinin yükselmesine katkı verebileceği vurgulandı.